Milletçe yıllardır Filistin'de yaşananlara gözyaşı döker, yardım çabalarımızı esirgemeyiz. Türk milleti olarak başkalarının derdi bizim derdimiz olur, kendi yaralarımızı dahi görmezden geliriz. Gönlümüz geniş, kalbimiz dolu dolu. Ama bir ironi var: Filistin için gözlerimiz yaşarırken, kendi ülkemizin de bir Filistin’e doğru yol almakta olduğunun acaba ne kadar farkındayız?
Üç yanımız denizlerle kaplı olsa da, dört yanımız "her yeri gözetleyen hainler" ile dolu. Onlar yerlerde, göklerde ve hatta sosyal medyada bile var! “Uykudayız, uyandırılmayı bekliyoruz.” Uyandığımızda ise acaba iş işten geçmiş mi olur? Bu düşüncelerle içimizdeki ‘stratejik uykucular’ artmaya devam ediyor. Uyanmak için ne mi bekliyoruz? Belki tarih derslerinin “Yaşananlardan ders alınmazsa tekrar eder,” diyen o satırlarına geri dönmek gerekir. Öyle ya, bu milletin kaderinde hep en zor zamanda uyanmak var.
Türk halkı olarak dış dünyayı eleştirme, komşunun bahçesine bakma konusunda elimiz bolca açık. Örneğin, Filistin için sokaklara çıkarız, yardım paketleri yollarız. İyi de yaparız; mazlumun yanındayız, olmalıyız. Ama dönüp de ülkemizdeki mazlumu, muhtaç olanı görmezden geliriz. Mesela, gençler işsizlikle boğuşurken, sokakta evsiz kalan birini görsek bile gözlerimizi kaçırırız. Kendi mahallemizde yardıma muhtaç bir aile olduğunu bilsek dahi “Aman ben karışmayayım” deriz. Filistin’e üzülürken kendi ‘iç Filistin’imizi unutuyoruz.
İroni mi dediniz? Tam olarak buradayız işte. Türkiye, üç yanı denizlerle, dört yanı hainlerle çevrili bir ülke! Her köşe başında “Uyanın! Uyanın!” diye bağıran, ama bir türlü kendisi uyanamayan bir milletiz. İç düşmanlarımız mı var? Varmış! Peki ya dış düşmanlar? Onlar da çokmuş! Her şeyin farkında gibi yaparız ama kendi evimize çeki düzen vermekte zorlanırız. Bir atasözü der ki: "Komşunun bacasından çıkan dumanı göreceğine kendi çatını düzelt." Peki, biz Türk milleti olarak bu düsturdan ne kadar uzaktayız?
Belki de uyanmak için tarihten gelen dersleri bir daha okumalıyız. Bugün bizi “uyandıranlar” yarın her şey geçtiğinde bizi suçlayacak olanlar. Bu yüzden, her daim vatanı, askeri, polisi, tüm kolluk kuvvetlerimizi ve halkımızı korumak için birlik olmaktan başka çaremiz yok. Filistin için ağlayalım, ama kendi evimizin Filistin’e dönmesine izin vermeyelim.
Okuyucularımıza bir hatırlatma: Başkalarının sorunlarına bakarken, kendi evimizi unutmayalım. Kendi "vatan nöbetimizi" bırakmadan, iyiliğin, vicdanın ve güvenin eksik kalmaması için ayakta duralım. Yoksa uyanmak için belki de çok geç kalmış olabiliriz!