Sessizlik Utanç Veriyor
Aksaray Kent Hafızasını Kaybediyor: Vatandaş Tepkili, Yetkililer Sessiz
Aksaray’ın tarihini, köklerini ve Oğuz boylarını ortaya koyan 1688 sayfalık dev eser TBMM Kütüphanesi ve Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi envanterine girdi. Kentte ise sessizlik hâkim. Kamu kurumları, STK’lar ve yerel yönetimler ilgisiz. Vatandaşlar uyarıyor: “Kent hafızası yok ediliyor, tarihimiz göz ardı ediliyor.”
Aksaray tarihini bilenler, kent hafızasının sessizliğe gömüldüğünü söylüyor. 1688 sayfalık dev bir çalışma, neredeyse dokuz yıl süren bir emek, TBMM Kütüphanesi envanterine giriyor. Ama kentte… hiçbir iz yok. Kütüphaneler rafları boş, belediye arşivleri sessiz, STK’lar kayıtsız. Vatandaşlar öfke içinde soruyor: “Bu eser bizim kentimiz için değil mi? Bizim tarihimiz, bizim köklerimiz, bizim soyumuz… Neden kimse sahip çıkmıyor?”
Bu sessizlik sadece ilgisizlik değil, bu bir vefasızlık, bir kültürel ihmal ve bir utanç tablosu. Vatandaşlar, kendi şehirleri için yapılan emekleri görünmez kılan sistemin farkında. Her gün kent sokaklarında dolaşırken, “Bizim tarihimize neden değer verilmiyor?” sorusu kulaklarında çınlıyor.
“Kamu Kurumları Nerede?”
Vatandaşlar sert bir şekilde sorguluyor: “Kütüphaneler boş, arşivler sessiz, dernekler kayıtsız… Bizim tarihimiz neden yok sayılıyor?” Her kurumun kendi görev alanı var, ama Aksaray’daki ilgisizlik bu sorumluluğu gölgeleyerek halkı öfkelendiriyor. Birçoğu söylüyor:
“Eğer bu eser bir dışardan gelen tarafından yazılsaydı, satış rekorları kırardı, herkesin arşivinde bulunurdu. Ama kendi tarihimize sahip çıkamıyoruz.”
Bu tespit sadece bir öfke patlaması değil, aynı zamanda kent hafızasının yok edildiğine dair bir uyarı. Vatandaşlar artık sessizliğe tahammül edemiyor.
“Gençler Ne Öğrenecek?”
Bir başka öfke kaynağı, gençlerin bu ilgisiz tabloyla karşılaşması. Vatandaşlar soruyor:
“Bu şehirde yeni eserler üretecek gençler nereden ilham alacak? Tarihimize sahip çıkan örnek yok, önlerinde sadece boşluk ve sessizlik var.”
Bu tablo, gelecek kuşakların tarihiyle bağını koparıyor. Gençler, kendi köklerini, kendi soylarını görmezden gelen bir kentte üretmeye nasıl cesaret edecek?
“Sayısal Gerçekler Konuşuyor”
1688 sayfalık dev eser, kentte yok. Ne belediye arşivlerinde ne kütüphanelerde ne de STK’larda. Vatandaşlar öfkeyle söylüyor:
“Bu tablo, ilgisizlikten öte bir ihanettir. Kent hafızamız her gün biraz daha siliniyor. Bizim tarihimiz, kendi gözlerimizin önünde yok ediliyor.”
Bu sayısal gerçekler, sessizliği örtmez. İhmali gizlemez. Kent hafızası yok ediliyor, ve bunun sorumluları hâlâ sessiz.
“Vatandaş Tepkili, Yetkililer Ters Dönmüş”
Sokaktaki Aksaraylı, tarihine sahip çıkmak istiyor. Kültürel aidiyetin önemini biliyor. Ama yetkililer susuyor. Belediyeler, kültür kurumları ve STK’lar sessiz. Vatandaşlar artık bu sessizliği kabullenmiyor:
“Biz tarihimiz için çaba gösteriyoruz, ama kent yetkilileri kendi görevlerini yapmıyor. Bu kabul edilemez!”
Her köşe başında, her arşiv odasında vatandaşın sesi yankılanıyor: “Kentimiz tarihine sahip çıkmalı. Yoksa kendi köklerimizi kaybedeceğiz.”.
Bu tablo artık göz ardı edilemez. Vatandaşlar uyarıyor: Aksaray kendi tarihine sahip çıkmazsa, sessizlik ve ilgisizlikle kendi hafızasını kaybedecek. Mahmut Öztürk’ün dev eseri bir çağrı niteliğinde. Ama çağrı yanıtsız kalıyor. Artık tek soru var: Kent kendi tarihine sahip çıkacak mı, yoksa sessizliğiyle geleceğini karartacak mı?
Mahmut Öztürk…
Eski Aksaray Milletvekili olan Mahmut Öztürk, uzun yıllar kamu ve özel sektörde planlama uzmanı olarak görev yaptı. ÖZTÜRK Türkiye Yazarlar Birliğinin de üyesi konumunda. Kentin tarihine ve kültürel mirasına duyduğu ilgi sayesinde akademik ve saha çalışmalarını birleştirerek yazarlık kimliğine adım attı. Yaklaşık dokuz yıl süren titiz araştırması sonucunda Aksaray’ın köklerini, Oğuz boylarını, soyları ve sülalelerini ortaya koyan 1688 sayfalık dev bir eser kaleme aldı ve bu eser TBMM Kütüphanesi ve Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi envanterine girdi. Öztürk, özellikle genç kuşakların kendi kentlerine sahip çıkmalarını ve yeni eserler üretmelerini teşvik ediyor.
