İlhami İNCEÖZ

Tarih: 10.02.2026 12:50

AKSARAY’IN  97’LİK MÜTEVAZİ ÇINARI: SÜLEYMAN KÂMİL YAZICI VEFAT ETTİ!

Facebook Twitter Linked-in

AKSARAY’IN  97’LİK MÜTEVAZİ ÇINARI: SÜLEYMAN KÂMİL YAZICI VEFAT ETTİ!

 

BİR AKSARAYLI İŞADAMININ ‘’YAZICI HOLDİNG’’ VE ‘’ANADOLU’’ SERÜVENİ

 

Anadolu Holding ismini düşündüğünüzde aklınıza ilk olarak, acaba ne gelir? Hele bir de Aksaraylı iseniz, bu isme dair acaba ne tür, ne kadar ya da bünyesinde bulunan hangi marka, hangi ürün ya da hizmete dair bir bilgiye sahipsinizdir, bunu sormak isterim. Çünkü eminim ki çoğu Aksaraylının, kendisinin bu holdingle olan ‘’müşteri-satıcı’’ arasındaki hemşerilik bağından ya da bağlantısından haberi bile yoktur. Holdingin adı ‘’Anadolu’’ olsa da, bir Kayserili ile bir Aksaraylının kurduğu bu holding, yatırım çatısı altında ya da hissedarları arasında pek çok ünlü ismi ve pek çok ünlü holding ortağını bünyesinde barındırmıştır. Örneğin bunlardan bize en tanıdık gelenlerinden birisi, Aksaray’da Coca Cola ürünlerinin dağıtımını yapan Aksaray’da yaşayan Ağaçlı Ailesi ile Coca Cola’yı Türkiye’ye ve civar ülkelere dağıtan Anadolu Holding ortağı Aksaraylı Yazıcı ailesinin Nevşehir isminde birleşen hemşerilik bağlarıdır…

Anadolu Holding kimi Aksaraylılar için pek duyulmamış, bilinmemiş olsa da Türkiye sanayi ve endüstrisi için büyük kazanımlar ifade eder. Ayağınızı yerden kesecek İsuzu, Skoda, Lada, Jawa, Kia, Honda, TOGG marka yolcu ve yük taşıma araçları ile hususi binek araçları, Anadolu Holding sayesinde ülkemize giriş yapmıştır. Anadolu marka traktörlerden tutun da, masaya koyduğunuz Coca Cola, Efes Pilsen ve McDonalds hamburgere kadar, Samsung’tan Sab Miller’e, Adel Kalemcilik’ten John Hopkins marka adıyla Sağlık Merkezlerine, Komili-Kırlangıç marka zeytinyağından Alternatifbank’a, Nasaş’tan Migros, Tansaş ve And Gayrı Menkul Yatırım Ortaklığı’na kadar pek çok sektörde, tanınmış ve yer edinmiş markalarda Anadolu Holding adını görürsünüz… Üstelik sadece bizim ülkemizde değil, yatırımlarıyla toplamda 20 ülkede izleri, markaları ve eserleri mevcuttur. İsmine aşina olsa da, Aksarayla bağlantısını bilmeyenler için, bir koldan Anadolu holdingi, bir koldan da Süleyman Kâmil Yazıcı’nın Anadolu’dan dünyaya uzanan serüvenini anlatmaya başlayayım…

Türk ticaret hayatında büyük başarılara erişecek Aksaraylı işadamı Süleyman Kâmil Yazıcı, 20 Nisan 1929 tarihinde, Gündoğdu Mahallesindeki evlerinde, Aksaray’da doğdu. Babası Nevşehirli Hacı Mehmet Ağa, annesi Nevşehirli Naciye Hanım’dır. Ailenin dört erkek çocuğundan, en küçük olanı Süleyman Kâmil Bey’dir. Diğer ağabeyleri, kendisinden 4 yaş büyük olan Nuri Yazıcı ile 7 yaş büyük olan Mustafa Yazıcı’dır. Ailenin diğer çocuğu Osman Yazıcı ise henüz çocuk yaşlarda, Aksaray’da vefat etmiştir.

Kendi anlatımıyla doğduğu yıllar şöyledir: ‘’ Hayatın ilk kilometre taşı... Bana ait olan taşta “1929” tarihi var. Buna, daha sonra “20 Nisan” eklenmiş. Peki bu kilometre taşı gerçekten o tarihte mi dikilmiş? Bunu, sevgili annem Naciye Hanım’a sorduğumda, “Oğlum, kış bitti, bahara doğru doğdun.” demişti. Demek ki, rahmetli babam Hacı Mehmet Ağa, beni nüfus kütüğüne kaydettirirken, memur efendi, doğum tarihim olarak 20 Nisan’ı uygun görmüş. Yılda, bir yanlışlık yok; ama gün ve ay meçhûl...’’

Babası Hacı Mehmet Ağa, Aksaray’da açtığı Bakkaliye dükkânıyla geçimini sağladı. İleriki yıllarda üç oğluna dükkânını bırakarak ticaret hayatını noktaladı. Sonrasında evinin bağ-bahçe işleriyle uğraştı. 22 Mayıs 1982 yılında, 84 yaşında, Aksaray’da vefat etti. Babasının vefatı gerçekleştiğinde, Süleyman Bey, pek çok başarılı ticari hamlenin yanında, Anadolu Efes Spor kulübünün ve Anadolu Vakfının da kurucusuydu. Babasına dair, biyografisinde anlattıklarından bir kısmı şöyledir: 

‘’Babam, I. Dünya Savaşı ve ardından da Kurtuluş Savaşı’na katılmış. Yedi yıl askerlik yapmış. Vatanî görevini tamamladıktan sonra memleketi Nevşehir’e dönmüş ve annemle evlenmiş. Annemle babamın izdivaç yaptığı tarihte, Aksaray’da yaşayan dayım da, babası gibi manifaturacılık yapıyormuş. Annemle babam, dayımın daveti üzerine, tası-tarağı toplayıp, Aksaray’a gitmişler. Babam, dayımın yanında, manifatura tezgâhında çalışmaya başlamış. Babamın tezgâhtarlığı kısa sürmüş. O da kendisine Aksaray’daki çarşıda bir bakkaliye dükkânı açmış. Benim aklımın ermeye başladığı yıllarda, Aksaraylılar babamın iş yerinden bahsederken “Nevşehirli Hacı Ağa’nın dükkânı” derlerdi.’’

Yazıcı ailesinin Annesi Naciye Hanım 1943 yılında, grip hastalığına dayalı yanlış ilaç kullanımı sonucu, aldığı ilaçların etkisiyle zehirlenerek vefat etti. Annesinin vefatından kısa bir süre sonra,  babası Hacı Mehmet Ağa, oğullarının rızasını alarak, takriben 24-26 yaşlarında olan Aksaraylı Necmiye Hanımla evlendi. Çocuklara öz anneleri gibi sahip çıkan Necmiye Hanım, onlara anne yokluğunu hissettirmedi. Bugünlere dair Süleyman Bey’in aktardıkları: ‘’Sevgili annemle, ancak 12 yaşına kadar birlikte yaşayabildim. Onu, sevgisine doyamadan 1943 yılında kaybettim. Ortaokulun birinci sınıfında idim. Gripal bir rahatsızlığı olduğu için, evde bulunan ilaçlardan birisini almış ve zehirlenmiş. İşte 1930’ların Türkiye’sindeki sağlık tablosu... Doktor yok, ilaç yok, derman yok... Annemle babam arasında yaklaşık 5-6 yaş farkı varmış. İkisi de okula gitmemiş. Ama daha sonra, okuma-yazma öğrenmişler. Biz, dört erkek kardeştik. Ben, ailenin en küçük çocuğuyum. Kardeşlerimizden Osman, küçük yaşta vefat etmiş. Nuri ağabeyimle aramızda dört yaş, Mustafa ağabeyimle ise yedi yaş vardı.’’

Kâmil Bey, ortaokul yıllarında öğrenim hayatını sonlandırıp, babasının dükkanında ticaretle meşgul olmaya başlar. O yıllardan ve sonrasında, mahalle arkadaşları arasında en yakın oldukları gazeteci-yazar Fikret Otyam (19 Aralık 1926 - 9 Ağustos 2015), tuhafiyeci H. İbrahim Perek, Foto Üçyıldız sahibi Kadir Coşkun ve Ziraat Mühendisi İbrahim Kiper’di. Bu isimlerden Fikret Otyam, 1951 yılında Aksaraylı Otyam Kardeşlerin kurduğu ilk film şirketi olan Barbaros film yapım şirketi ile 1952 yılında Aksaray’ın ve Aksaraylının konu olarak yer aldığı ve mekan olarak kullanıldığı, sinemamızın ilk realist-köy filmi olan ‘’Toprak’’ filminin de senaristidir. Ayrıca ‘’Toprak’’ filmi, Aksaray’ı Uluslararası bir festivale taşıyan ve sinema seyircisine gösterimi yapılan ilk Aksaray tanıtım filmidir.

Süleyman Bey, çocukluk arkadaşı olan bu isimlerin de anılarına ve yazılarına kendi biyografisinde yer vermiştir. Bugünlere dair bir itirafı da yine, kitabında yer bulur: ‘’Bizim doğup büyüdüğümüz yıllarda, Aksaray’da sosyal ilişkiler de çok sınırlı idi. Toplum baskısı, kendisini her an, her yerde hissettirirdi. Özellikle kız-erkek ilişkilerinde, arada büyük duvarlar vardı. Aşk meşk, uzaktan uzağa yaşanırdı. Ona şimdi, “plâtonik aşk” deniliyor. Karşı cinsle el ele, göz göze gelme şansımız yoktu. Zaten, evlilikler de görücü usûlü ile gerçekleşiyordu. Şimdi itiraf ediyorum: Sevgili arkadaşım Fikret Otyam’ın iki kız kardeşi vardı. Onlardan birine karşı, plâtonik aşk duyguları içerisindeydim. Ama, sevgili arkadaşımın kız kardeşi, bunu biliyor muydu?.. Zannetmem...’’

Süleyman Bey, 6-7 yaşlarından beri tanıdığı çocukluk arkadaşlarından Aksaraylı ünlü sanatçı ve yazarımız Fikret Otyam ile yıllar sonra İstanbul’da bir araya geldiğinde, hayatını anlattığı ‘’Ortak Akıl’’ adlı kitabın Fikret Otyam tarafından yazılmasına karar kılar. Onu da şöyle dillendirir: ‘’Fikret, çocukluk yıllarımın Aksaray’ında, ilçemizdeki eczanenin sahibi, çok muhterem bir zat olan Vâsıf Bey’in oğlu idi. Fikret’in Nedim isimli bir erkek, iki de kız kardeşi vardı. Zaman içinde, hayat her birimizi bir tarafa savurdu. Hatırladığım kadarıyla 1960’lı yıllarda, sevgili Fikret Otyam, karşıma ünlü bir gazeteci olarak çıktı. Yazılarını, Cumhuriyet gazetesinde zevkle okuyor ve kendisiyle iftihar ediyordum. Ama o benden habersizdi. Ne yapıp, ne ettiğimi bilmiyordu. Gel zaman, git zaman, bir gün iş yerimde telefonum çaldı. Karşımda Fikret Otyam vardı. Ben kendisini gıyabında takip ediyordum ama o beni sonradan buldu ve karşıma dikildi. Ne de olsa gazeteciydi. Aradığını bulacaktı. Öyle de yaptı... Anılarımı bir kitapta toplamaya karar verince, önce hatırıma Fikret geldi. Nasıl gelmesin ki? O bir kalem erbabı... Hadi bakalım Fikret, kalemine kuvvet, şu çocukluk yıllarımızı bir tazele bakalım, dedim. Şimdi, sevgili Fikret Otyam’ın kaleminden Aksaray’da yaşadığımız yılları ve sonrasını izleyelim...’’ 

Sevgili Fikret Otyam da, Süleyman Bey’in hayatına dair bildiklerini anlatmaya başladığında, Aksaray Tarihi yazılarımda benim de çok işime yarayan ve Aksaray ile Vecihi Hürkuş bağlantılarının kurulmasında öncülük eden şu satırlara yer verir: ’’Bizim mahallede, “Nevşehirliler” diye anılan bir aile vardı. Mahalle arkadaşım Kâmil, işte bu ailenin çocuklarından birisi idi. Kâmil, kıvırcık saçlı, tombul, kara gözlü, esmer, biraz durgun, sessiz bir çocuk olarak aklımda kalmış. Aynı okulun, aynı sınıfın çocukları idik. Çok oynardık. Bilhassa, Sindiçayırı diye bir yer vardı; kaçar, oraya giderdik. Orada, başıboş eşekler vardı, onlara binerdik. İlk tayyarecimiz Vecihi Hürkuş’un eşi, Aksaray Hastanesi’nde ebeydi. Hürkuş’un, Sindiçayırı’na uçakla birkaç kez indiğini, hatta uçağın lastiğinin patladığını, onu tamir ettiğini çok iyi hatırlıyorum. Bu, bizim için çok büyük bir olaydı. Bütün mahallenin çocukları, bu olayı merak ve heyecanla seyrederdik. Elbette, Kâmil de bu takımın içindeydi.’’(Altta Vecihi Hürkuş Aksaray’da, 10 Kasım 1931)

Yeri gelmişken sizlere tekrar hatırlatmadan geçmeyeyim. Sadece şu paragraftaki bu satırlarda bile Aksaray tarihine ait pek çok ince detay vardır. Ve kıymetli sanatçımız Fikret Otyam tarafından, Aksaray’ın kıymetli işadamlarından birinin biyografisine kaydedilmiştir. Bunlar sırasıyla Nevşehirliler Mahallesi, Sindi Çayırı, ilk Tayyarecimiz Vecihi Hürkuş, Aksaray Hastanesi, Vecihi Hürkuş’un Eşi Hadiye Hanım detaylarıdır. Nevşehirliler Mahallesi, tüm Anadolu’da, göçmenler, bir sebepten kalabalık göçle taşınan kesimler için kullanılan iskan ve imar hareketlerinin bir örneğini verir bize. Başka örnekleri gibi isimlendirildiklerini de ortaya koyar. Örneğin Muhacirler mahallesi, Gürcüler mahallesi yahut Bulgar Mahallesi gibi, hemen hemen her ilde o yıllarda böyle isimlendirilmiş mahalle veya sokaklar vardır. Nevşehirliler mahallesi de kültürümüzdeki memleket kökenine dayalı isimlendirmelerden sadece bir türüne ait bir örnektir.

Bir diğeri, Aksaray tarihinde ilk kayda alan ünlü tarihçimiz İ. Hakkı Konyalı’dan beri Aksaray’ın geniş mahallelerinden Pamucak mahallesinin sınırlarına da dahil olan, fakat sonraki elli seneden itibaren hatırlayanları azaldığı için, sınır tarifinde sadece şimdiki Efor ile civarını kapsayan bir alana kıstırılmış Sindi Çayırı ismidir. Bunu da Vecihi Hürkuş yazımda daha önceden ortaya koymuştum. Sindi-Sinne Çayırı aslında alan olarak Efordan Konya Makasına kadar, adliye arkasından Olimpik Havuz bölgesine kadar geniş bir bölgeyi kapsamaktadır. Buna rağmen çoğu kişice, kaynak olarak görülen Konyalı ve bazı yaşlı Aksaraylıların beyanıyla, yaklaşık olarak Efordan Adliye-Makas arası gibi bir tarifle bilinir hale gelmiştir. Ama aslı ‘’Gayrı Müslim mezarlığı’’ ayrıntısıyla ve çocukluk anılarını edinebildiğim kimi büyüklerimizin beyanlarıyla çözülebilmektedir. Bir zamanlar Aksaray’da Gayrı Müslim mezarlığı sadece Efor-Silo civarında değil, Eski Terminal-Makas yolu üzerinde de, geniş bir alanda mevcuttu. Ve Sindi ya da Sinne Çayırı olarak anılan bölge, Efor’dan neredeyse Konya yoluna dek uzanan, Adliye ve Kültürpark civarlarını da kapsayan bir alan anlamına geliyordu. 

Bir diğer ayrıntı Vecihi Hürkuş’un Aksaray tarihine kazandırdığı ilklerdir. Aksaray’a havayolu ile gelen ilk iki kişi, Vecihi Hürkuş ve yanındaki arkadaşı Hamit’tir. Üstelik bunu defalarca 1931 ile 1941 yılları arasında, havaalanı olmadan, çayırlık ya da düzlüklere inişler gerçekleştirerek yapmıştır. Dahası da çok ama son olarak Fikret Otyam sayesinde anlaşıldığı üzere eşini ziyarete uçakla gelen aşık Vecihi, bütün bu ilkleri gerçekleştirirken bir ilki daha ortaya koymuştur. O da kendi ürettiği uçak olan Vecihi-XIV modelidir. Yani 14.uçak üretim denemesindeki uçakla, 10 Kasım 1931 tarihinde Aksaray’ı ve 1939-1941 yılları arasında ise Aksaray’da ebe olan eşini ziyarete gelmiştir. Bunun yanında son bir detay da, 1940’lara gelindiğinde Aksaray’da faal durumda bulunan bir genel hastane olduğunu, üstelik Vecihi Hürkuş’un ilk eşi ama sonrasında boşanmaları ve bir araya gelmeleri sebebi ile tekraren 3.eşi olacak Akşehirli (Konya) eşinin de hastanemiz çalışanlarından biri olduğunu rahmetli Fikret Otyam’ın satırlarından öğrenmekteyiz. Aksaray ile ilgili bu kadar bilgi yeterlidir sanırım. Anadolu serüvenini anlatmaya devam edeyim…

Süleyman Bey, 14 Kasım 1946 tarihinde üvey annesi Necmiye Hanım’ın kardeşi Mahmut Bey’in kızı olan, Nevşehir’den akrabası Suzan Yazıcı (henüz 15 yaşında) ile 17 yaşındayken görücü usulü ile evlendi. Nikâhlarını, öğrencisi Kâmil Yazıcı’yı Aksaray’daki öğretmenlik yıllarından tanıyan, o yıllardaki Nevşehir Belediye başkanı, Orhan Eren Bey kıydı. Kâmil Bey’in eşi Suzan Hanım (D.1931), o yıllarda, ilkokul mezunuydu, Dudu ve Mahmut Yazıcı çiftinin 1’i erkek (erken yaşta kaybettiler) ve 3’ü kız, dört çocuğundan biriydi. 

Süleyman Bey ile Suzan Hanımın 1948 yılında Aksaray’da ilk çocukları Hidayet doğdu. Fakat 1 yıl içinde onu, çocuk hastalıklarına bağlı olarak kaybettiler. Hidayet’in vefatından 3-4 ay sonra, yine Aksaray’da 1949 yılında kızları Fazilet ve onun ardından 1952 yılında, sonraki kız çocukları Gülten hanım, İstanbul’da dünyaya geldi. 

Kâmil Yazıcı, 1949 yılı sonlarında, askerlik vazifesi için İstanbul- Selimiye Kışlasına gitti. Askerde, izin günlerinde Aksaray’daki dükkanlarına mal almak ve Aksaray’a göndermek için gittiği Tahtakale’de edindiği arkadaşları sayesinde, o vakitler Tepebaşında bakkal dükkanı olan Kayserili tüccar İzzet Özilhan ile tanıştı. Usta birliği görevini Selimiye Kışlası’ndan, Harbiye’deki Merkez Komutanlığına geçerek yine İstanbul’da tamamladı. Vazifesi biter bitmez Aksaray’a döndü. Döndükten 6 ay sonra tekrar İstanbul’a gidip, İzzet Özilhan’la beraber bir şirkete ortak olarak, İstanbul’daki ticaret hayatına atıldı. Sonrasında, kurdukları bu ortaklık, İzzet Özilhan ve Tuncay Özilhan isimleriyle, kopmadan günümüze kadar devam etti. Günümüzde 75.yılını aşmış bulunan Anadolu Holding serüveni Süleyman Kâmil Yazıcı ve İzzet Özilhan isimlerinin ortak aklı, azimli çalışmaları, çeşitli sektörlere yatırım ve atılımları ile 1950’li yıllarda başlamış oldu.

O günlere dair Süleyman Kâmil Yazıcı şöyle demektedir: ‘’ Anılarımda, öncelikle henüz 17 yaşında iken oluşan “ortak akıl”ı anlatıyorum. Öyle ya, 1946 yılında sevgili eşim Suzan Yazıcı ile evlenince, kutsal aile yuvamızı işte o “ortak akıl”la yönetmeye başladık. 1950 yılında da yine bir başka ortak akıl, iş hayatımın rehberi oldu. Değerli ortağım Sayın İzzet Özilhan’la kurduğumuz iş ortaklığı, yarım asır boyunca “ortak akıl”la yönetildi ve bugünkü noktaya geldi.’’

Kâmil Yazıcı, iş hayatına atıldıktan iki yıl sonra, 1952 yılında ailesi Aksaray’dan İstanbul’a taşındı. 29 Kasım 1953’te İstanbul’da, oğulları Osman doğdu. Onu 24 Mayıs 1959 yılında Gülşen Yazıcı (Bilgiç), 12 Ocak 1961 yılında Nilgün Yazıcı ve 6 Ağustos 1962 yılında Hülya Yazıcı (Elmalıoğlu) adlı kızları takip etti.

Tahtakale’de, Sabuncuhan Caddesi 27 numaralı dükkandaki hırdavat işleriyle başlayan ticaret hayatları Otomotiv sanayii dalında devam etti. Kendisinden 2 yıl sonra ağabeyi Nuri Yazıcı İstanbul’a geldi ve ortakları oldu. 1960 yılında ‘’Çelik Motor’’ şirketini kurdular. Demir Perde ülkelerinden Türkiye’ye bisiklet ithal ettiler, Jawa motosiklet markasını ve Skoda kamyonetlerini Türkiye’ye getirdiler. Yine 1965 yılında ‘’Çelik Montaj’’ şirketiyle montaj sanayii sektörüne atıldılar. Jawa ve Skoda markalarının Türkiye’de ilk üretimini gerçekleştirdiler. Bayiliklerle ülke geneline yayılmasına öncülük ettiler. Çelik Motor marka adı yanına Anadolu Motor ismini de ekleyen Anadolu Holding, günümüzde yerli araç modelimiz TOGG’un ortaya çıkmasında büyük emek veren kurumlardan sadece birisidir.(Altta, İzzet Özilhan ve Süleyman Bey)

Anadolu Etap marka adıyla tarım sektörünün gelişmesi ve geliştirilmesine öncü projelerle dahil olan Anadolu holding, enerji sektörüne de Anadolu Kafkasya Yatırımları ismiyle Türkiye ve Gürcistan gibi ülkelerde Hidro-elektrik enerji alanında üretim ve projeler gerçekleştirmiştir. AES elektrik şirketi marka adıyla Doğan ve Doğuş gibi holdinglerle baraj inşaatları ve elektrik santralleri gibi ülkemiz için ortak yatırımlar yapmıştır.

Aynı isim altında 1966-1969 yılları arasında Erciyas ve Ege Biracılık, Adel Kalemcilik, Nasaş Aliminyum A.Ş., Güney Biracılık firmalarını kurdular. 1969 yılında Anadolu Endüstri Holding bünyesinde tüm şirketleri bir arada topladılar. Bu gelişmelerin yanında Süleyman Kâmil Yazıcı ve ailesi 1976 yılında Yazıcı Holding’i kurdular. 

Üç kişiden oluşan ortaklıkları Anadolu markasına yeni katılanlarla daha da büyüdü. Ve Anadolu Endüstri Holding çatısı altında yalnızca Türkiye’de değil, dünya ticaret hayatında da Türk damgasıyla kazandıkları başarılarla, adından söz ettiren sağlam bir yer edindiler.Anadolu Endüstri holding bünyesinde Türk yatırımcılarla, Türk sanayisinin simge markalarından pek çoğunun ülke sanayisine kazandırılmasını sağladılar. ‘’Efes Pilsen Spor Kulübü’’ ve ‘’Efes Pilsen’’ marka adı da bunlardan birisidir. Yine Aksaray-Ankara karayolu üzerinde, yolun sağ tarafında Anadolu holding Efes Markasına ait bir Maltlık arpa üretme-geliştirme sahası da yıllar öncesinden Aksaray’da yaptığı yatırımlardan sadece birisidir. Türkiye’de üretilen Efes markası, Avrupa’da 5.büyük marka olurken, dünyada 10.sıradadır. Holding bünyesinde bulunan yerli ve yabancı içecek grubu ürünleriyle toplamda 20 ülkede üretim ve satışı bulunan Anadolu holding markaları dünyaya yayılmıştır. Dünyada tanınmakla kalmayan Efes markası, dünyaca tanınan isimleri de bünyesine zaman zaman dahil etmiştir. 1999-2005 yılları arasında Coca Cola’nın dünyaya yayılmasına öncülük eden Amerika’da yaşayan Türklerden biri olan Muhtar Kent ismi Anadolu Holding Efes markasının da CEO’luğunu yapmıştır. Burada onunla ilgili bir ayrıntıyı sizlere hatırlatayım. Muhtar Kent 1952 yılı, New York doğumludur. Yani Aksaraylı Otyam Kardeşlerin çektiği ilk film ve ilk Aksaray filmi olma özelliği yanında pek çok ilki bünyesinde barındıran ‘’Toprak’’ filmi ile yaşıttır. 

İlk üretimini 1969 yılında gerçekleştiren Adel Kalemcilik marka adına sahip olan Anadolu holding, Türkiye’de üretim yapan Faber-Castell markasıyla 1995 yılından beri yatırım ortaklığında bulunarak, kırtasiye sektörünün en güçlü markalarından biri olmayı başarmıştır. Günümüzde genel cirosuyla Anadolu Holding, Türkiye’deki 3.büyük holdingtir. 

Süleyman Kâmil Yazıcı ve ailesi, yalnızca ticari başarılarıyla değil, mütevazilikleri, yardımseverlikleri, dürüstlükleri, çalışkanlıkları ve insanlara karşı olan samimi yaklaşımlarıyla da ülkemiz ve Aksaray için büyük bir gurur kaynağı olmuşlardır.Süleyman Kâmil Yazıcı, (6 Mart) 1970 yılında ağabeyi Mustafa Yazıcı’yı, diğer ağabeyi Nuri Yazıcı’yı ise (2 Nisan) 1997 yılında kaybetti. Hayırsever Mustafa Yazıcı’nın ismi Aksaray’a kazandırdığı bir ilköğretim okulu yanında, öğrenci yurtları ve Üniversite binaları bünyesine kadar pek çok kurumsal binada yaşamaya, yaşatılmaya devam etmektedir. Bunun yanında Yazıcı ailesi fertlerinin isimleri de Aksaray’ın çeşitli kurumlarında, yaptıkları yardım ve bağışlara binaen, minnet ve şükranla asılı bulunurken, yakın zamanda Aksaray’da kurulan bir kütüphaneye de Nuri Yazıcı Kitap Konağı ismi verilmiştir. 

Süleyman Bey’in (üvey) annesi Necmiye Hanım halen Aksaray’da yaşamaktadır. Eşi Suzan Hanım 13 Temmuz 2015 tarihinde vefat etmiş, İstanbul-Maltepe’de aile Mezarlığına defnedilmiştir. Süleyman Bey’in eşini anlattığı satırlar, Suzan Hanım’ı tanımamıza yardımcı olacaktır:  

‘’Eşimi, gerçekten çok severim. “Gerçekten” kelimesini boşuna kullanmıyorum. Ancak, uzun süre sevgimi belli etmedim. Bu sevgim, nereden kaynaklanıyor, onu da söyleyeyim; eşim, güzel bir hanımefendidir. Ben, fizikî güzellikten çok, ahlâkî güzelliğe önem veririm. Suzan, yüksek ahlâk ve karakter sahibidir. Çok vicdanlıdır. Fakir-fukara anasıdır. Gençliğimde, Suzan’ı çok kırdığım anlar olmuştur. Şimdi o olayları hatırlamak dahi istemiyorum. Zaman zaman, “Ben bunları nasıl yaptım?” diye, kendi kendime vicdan muhasebesi içerisinde oluyorum. 

Vefakâr ve cefakâr eşim, bana hayat boyu büyük destek oldu. Eğer iş âleminde muvaffak olmuşsam, bunda eşimin payı çok ama çok fazladır. Kolay değil, Suzan Hanım, altı çocuk büyüttü. Buna rağmen en ufak bir problemi bana yansıtmadan onların tüm sorunlarını kendi çapında halletti. Doğrusu, o dönemlerde ben, çocukların sorunlarıyla hiç karşı karşıya kalmadığımı söyleyebilirim. Kısacası eşim, üzerimden dağlar kadar büyük bir yük aldı. Sadece bu fedakârlığından dolayı, bence cennetliktir... Bu arada, ev düzenimizi en iyi şekilde idare etti. Benim, aile yuvamızda mutlu ve huzurlu bir ortamda yaşamam için, her türlü tedbiri aldı. Ona, ebediyyen minnet, şükran ve teşekkür borçluyum...’’

Süleyman Kâmil Bey, Eşi Suzan Hanımla 1991 yılında Umre, 2005 yılında Hac vazifesini yerine getirdiler. Ardından 2007 yılı Mayıs ayında aktif iş hayatını sonlandırdı. Ailesiyle beraber hayır işlerini de, 1979 yılından beri Anadolu Vakfı çatısı altında yürüttü. Anadolu Vakfı, Anadolu Holding bünyesinde 45 yıla erişmiş hizmet ömrüyle, Türkiye’nin eğitim ve sağlık alanında burs veren önde gelen hayır kurumları arasında bulunmaktadır.

Süleyman Yazıcı, 1997 Yılında Türkiye Cumhuriyeti Devlet Üstün Hizmet Madalyası ile ödüllendirildi. ODTÜ tarafından aynı sene ‘’Onursal Felsefe Doktora Derecesi’’ ile ödülü onurlandırıldı. 10 Şubat 2026 salı günü İstanbul’da vefat etti. Cenazesi İstanbul-Maltepe’de bulunan aile mezarlığında, eşinin yanına defnedildi. 

Anadolu Holding yönetiminde sırasıyla Özilhan ve Yazıcı ailesinin fertleri idarede bulunurken, günümüzde Kâmil Süleyman Yazıcı ismi yönetim kurulu başkanlığını yürütmektedir. Son olarak, Süleyman Kâmil Yazıcı’nın ve Yazıcı aile fertlerinin Aksaraylılara kazandırdığı, Anadolu Holding çatısı altındaki ticaret hayatı başarılarından bazıları şöyledir:

 

Ağustos 1962, Çekoslovakya devlet sanayi kuruluşu ile Jawa Motosikletlerinin Türkiye’de montajı için anlaşma yapıldı.

11 Ocak 1965, Çelik Montaj şirketi kuruldu.

1965 Jawa Motosikletlerinin üretimi başladı.

1966 Skoda Kamyonetlerinin üretimi başladı.

05 Aralık 1966, Erciyas Biracılık ve Malt Sanayii şirketi kuruldu.

18 Mayıs 1967, Ege Biracılık ve Malt Sanayii şirketi kuruldu..

22 Temmuz 1967 Adel Kalemcilik şirketi kuruldu.

2 Haziran 1976, Efes Pilsen Spor kulübü kuruldu.

30 Aralık 1976, Yazıcılar Holding kuruldu.

2 Mayıs 1979, Anadolu Biracılık Malt San. A.Ş. (Çumra) kuruldu.

16 kasım 1979, Anadolu Vakfı kuruldu.

Temmuz 1984, Isuzu Kamyon üretildi.

1986, Çelik Motor-Vaz Lada distribütörlük anlaşması imzalandı.

17 Nisan 1992, Honda ile ortaklık kuruldu.

1994-1995, Güney Rusya, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan’da Coca Cola şirketleri kuruldu.

1996, Türkiye-Coca Cola ortaklığı başladı.

11 Haziran 1997, Kâmil Yazıcı Yönetim ve Danışma A.Ş. kuruldu.

26 Haziran 2000, Anadolu Efes Biracılık ve Malt A.Ş. unvanı altında 4 bira ve malt şirketi birleşti.

2001, Çelik Motor- Kia distribütörlüğü.

2003, Anadolu Isuzu ile Avrupa Birliği’ne otobüs ihracatı başladı.

18 Ocak 2005, Samsung ile distribütörlük anlaşması imzalandı.

12 Şubat 2005, Anadolu Sağlık Merkezi açıldı.

1986’da Türkiye’ye getirilen, McDonald’sın Mayıs 2005’te Türkiye lisansörlüğü alındı.

 

Kaynak:

‘’Ortak Akıl’’, Kâmil Yazıcı, K.Yazıcı Yönetim ve Danışma A.Ş. Yayınları, Kasım 2012, İstanbul.

Anadolu Holding, Tarihçe-Arşivi.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —