Geçiş Garantisi Olan Ülkede Geçim Neden Garantisiz?
Türkiye’de kamu-özel iş birliği modeliyle yapılan köprüler, otoyollar ve tüneller için verilen geçiş garantileri, devletin vatandaşına karşı ne kadar güçlü bir taahhüt verebildiğini açıkça gösteriyor. Günlük araç sayısı tutmazsa, fark bütçeden ödeniyor. Yani köprüden geçilmese bile müteahhit kazanıyor.
Ancak aynı ülkede asgari ücretli ve emekli, ayın sonunu getirip getiremeyeceğini garanti edemiyor.
Burada sormamız gereken temel soru şu:
Devlet köprüye geçiş garantisi veriyorsa, vatandaşa neden geçim garantisi vermiyor?
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması ile Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verileri, geçim krizinin boyutunu tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor.
-En düşük gelir grubundaki haneler, gelirlerinin %35’ten fazlasını gıdaya harcıyor.
-Barınma, gıda ve ulaştırma; hane bütçesinde en büyük payı alıyor.
-Enflasyonun özellikle gıda ve kirada, genel ortalamanın üzerinde seyretmesi, sabit gelirliyi doğrudan vuruyor.
-Asgari ücretli ve emekli, gelir artışını değil, alım gücü kaybını yaşıyor.
TÜİK’in resmi enflasyon oranları dahi baz alındığında, ücret artışlarının gerisinde kalan hayat pahalılığı, milyonlarca insanı fiilen yoksullaştırıyor.
Asgari ücret, adından da anlaşılacağı gibi en alt sınır. Ancak Türkiye’de asgari ücret, milyonlarca hane için tek geçim kaynağı.
TÜİK verileriyle ortaya çıkan tablo net:
-Ortalama kira artışı, ücret artışlarının üzerinde.
-Gıda enflasyonu, dar gelirlinin hissettiği gerçek enflasyonun çok üstünde.
-Asgari ücret, insanca yaşam standardını karşılamıyor.
Bu noktada asgari ücret, anayasal bir hak olan “insan onuruna yakışır yaşam” ilkesinden uzaklaşmış durumda.
Emeklilik, bir ülkede huzurun ve sosyal devletin göstergesi olmalı.
Ancak Türkiye’de emekli olmak, geçim mücadelesinin bitmesi değil, derinleşmesi anlamına geliyor.
TÜİK’in yaşlılık ve gelir verileri gösteriyor ki:
-Emeklilerin önemli bir bölümü, yoksulluk riski altında.
-Sağlık, gıda ve barınma harcamaları, emekli maaşlarını eritiyor.
-Emekli, pazarda filesini doldururken değil, eksiltirken düşünüyor.
Anayasa açık:
Türkiye Cumhuriyeti, sosyal bir hukuk devletidir.
Sosyal devlet;
-Köprüyü değil, insanı merkeze alır.
-Betona değil, sofraya bakar.
-Yatırıma gösterdiği hassasiyeti, emekliye ve işçiye de gösterir.
Eğer devlet:
-Günlük araç sayısını garanti edebiliyorsa,
-Döviz üzerinden gelir güvencesi verebiliyorsa,
o halde:
-Asgari geçim güvencesi de verebilmelidir.
-Emekliyi enflasyona ezdirmeyecek kalıcı mekanizmalar kurabilmelidir.
Köprüler elbette yapılsın.
Yollar, tüneller, havalimanları elbette olsun.
Ama unutulmamalıdır ki:
Üzerinden geçen insan yoksa, köprü sadece betondur.
Bugün Türkiye’nin ihtiyacı olan şey;
-Daha fazla garanti verilen proje değil,
-Daha fazla güvence altına alınan hayatlardır.
Asgari ücretli için geçinme garantisi,
Emekli için onurlu yaşam garantisi…
İşte gerçek kalkınma, tam da burada başlar.