Aksaray Valisi Murat Duru’nun basın mensuplarıyla gerçekleştirdiği ilk toplantı, rutin bir tanışma programının çok ötesinde bir anlam taşıyordu.
Bu buluşma, yeni valinin şehri nasıl okuyacağına, eleştiriye nasıl yaklaşacağına ve kamu yönetimini hangi zemine oturtacağına dair önemli işaretler verdi.
Göreve başlayalı henüz bir ay bile olmamışken, kürsüden yükselen ilk güçlü cümle şuydu:
“Bir protokol gereği değil, bir gönül buluşması için buradayız.”
Bu ifade, devlet ile basın arasına mesafe koyan klasik bürokratik anlayıştan ziyade, temas ve diyalog arayan bir yaklaşımın göstergesi olarak okunmalı.
Yeni görevine başlayan birçok yönetici, ilk günlerde projelerini anlatmayı tercih eder.
Vali Duru ise farklı bir yol seçti.
“Anlatmaktan çok dinlemeye geldim” vurgusu, Aksaray’ın dinamiklerini sahadan öğrenme niyetini ortaya koyuyor. Bu, özellikle yerel aktörlerin görüşlerine değer verileceğinin de bir işareti.
Şehir yönetiminde katılımcılığın kapısını aralayan cümle tam olarak buydu.
Konuşmanın belki de en güçlü bölümü, basına biçtiği roldü:
“Basın; bir şehrin hafızasıdır, vicdanıdır, sesidir.”
Bu tanım sıradan değil.
Çünkü hafıza geçmişi tutar, vicdan doğruyu hatırlatır, ses ise kamu adına konuşur.
Vali Duru’nun yerel medyayı “yol arkadaşı” olarak görmesi, önümüzdeki süreçte iletişim kanallarının açık tutulacağına dair net bir mesaj niteliğinde.
Basın özgürlüğünü “ilk ve tek zorunluluk” olarak tarif etmesi önemliydi.
Ancak hemen ardından gelen cümleler de en az bunun kadar belirleyici:
Özgürlüğün; sevgi, saygı ve hukukla birlikte anlam kazanacağını söyledi.
Bu, sınırsızlık değil; sorumlulukla çerçevelenmiş bir özgürlük anlayışı.
Toplantının kırılma anı belki de burasıydı.
Bir kamu yöneticisinin açık biçimde,
“Eksiklerimizi söyleyin, gerekirse yazın” demesi,
alışıldık savunma refleksinden uzak bir yönetim tarzına işaret eder.
Bu söz, basın için olduğu kadar kamu adına da kıymetli.
Çünkü eleştiriye açık yönetimler, gelişmeye açık yönetimlerdir.
Vali Duru’nun konuşmasında tekrar eden ana duygu şuydu:
Kurumlar, kişiler, görüşler farklı olabilir ama ortak sevda Aksaray.
Bu yaklaşım, yerel rekabetlerin üstüne çıkma ve enerjiyi şehrin menfaatine yönlendirme çağrısı olarak da okunabilir.
Bu toplantıdan çıkan tablo şu:
Elbette sözlerin gerçek değeri uygulamada ortaya çıkacak.
Ancak ilk mesajlar, yapıcı ve umut verici bir çerçeve çiziyor.
Şimdi Aksaray için yeni dönemin nasıl şekilleneceğini zaman gösterecek.
Ama görünen o ki;
ilk adım iletişim oldu.